 |
Mücadele
eden yıkılmaz |
 |
.
Defalarca program
yapmıştı kendine. Ama hiçbirini iki gün
üst üste uygulayamamıştı. Hayatında
hiçbir şeyi düzene koyamamıştı. Planlı
ve programlı yaşamak, manevi yaşantısını
istikrarla devam ettirebilmek mümkün
gözükmüyordu. Bir gün yaptığını ikinci
günü devam ettiremiyordu. Kendini
rüzgarın önünde savrulan bir dal parçası
gibi görüyordu. “Ömer kardeş! Ne olacak
benim bu halim?” diye sordu. Arkadaşı
Ömer bu sözler üzerine güldü;
- Bu sıkıntı sadece sende olan bir
durum değil ki! Bunu ben de yaşıyorum.
Ve eminim ki bütün arkadaşlarımız hayata
bir düzen ve disiplin koyamamaktan
dertli.
- Vallahi arkadaş, neye elimi atsam,
neye başlasam bitiremiyorum. Bu da bende
ümitsizlik doğuruyor.
O gün iki arkadaş canları sıkkın
halde bir öğretmen ağabeylerinin evine
ziyarete gitmişlerdi. Gündüz
konuştukları konuları orada dile
getirdiler. Ağabeylerinden yardım
istediler. Çaylar içilirken öğretmen
şunları söyledi:
- Çocuklar bu konuda ben de çok iyi
şeyler yapıyorum diyemem. Ama sizi
birisiyle tanıştırmak istiyorum. Onunla
birkaç gün geçirmek ister misiniz?
Hayata çok farklı bakan bir insan. Belki
söze hacet kalmayacaktır!
Ertesi günü anlaştıkları saatte
buluştular. Öğretmen ağabeyleri Ömer’le
Ali’yi kır saçlı, elliyi biraz geçkin
bir adama götürdü.
- Sevgili ağabeyciğim! Sana iki tane
delikanlı getirdim. Adam arıyordun ya!
Bu delikanlıların iki haftası boşmuş.
Sana yardımcı olacaklar.
Mehmet Bey çok sevinmişti. Ömer’le
Ali’ye önce yazıhanede işler verdi.
Sonra da Mehmet Bey’in yanında birer
sekreter gibi iki hafta dolaştılar. O
iki haftada Mehmet Bey’in enerjisine
hayran oldular. Her işte ondaki sabrı,
metaneti, tedbiri, ihlası, samimiyeti,
sevgiyi, Allah’a yakınlığı gördüler. İki
hafta içinde iki kez ciddi sıkıntıyla
karşı karşıya kaldılar. Mehmet
amcalarının içini yiyip bitiren; ama
çevresine bir tek kötü laf söylemeyen
dilinde “Vardır bir hayır” diyerek, “Ooo
çocuklar namaz vakti gelmiş.” demesini
unutamadılar. Mehmet amcanın, haftanın
dört günü akşam programı, bir gün de
sabah erken saatlerde meslektaşlarıyla
kahvaltı programı vardı. Senetler,
sözleşmeler, yatırımlar, masraflarla
uğraşırken kitabından mutlaka 4-5
sayfayı okumayı ihmal etmiyordu.
Mütevâzıydı, gören onun çok kazanan; ama
çok bağışlayan birisi olduğunu
düşünmezdi. Kimse onun yanında ezilmez,
kimse ondan olumsuz elektrik almazdı.
İki hafta çabuk geldi geçti. Ömer ve
Ali, öğretmen ağabeylerinin yanına daha
azimli ve kararlı döndüler. “Mücadele”
aldıkları önemli kararın özetiydi.
ZAMAN GAZETESİ* AİLEM DERGİSİ